Oyun Karakterinin Çalınması

Online (Çevrimiçi) olarak oynanan bilgisayar oyunları artık ticari bir değere de sahipler. O yüzden artık hukuken bir maddi değeri olduğu kabul ediliyor. Peki acaba bunlar cüzdanımızdaki para, cebimizdeki cep telefonu, ya da kolumuzdaki saat gibi taşınır bir mal sınıfında mıdır? İşte Yargıtay aşağıda verilen kararında bunların bilişim suçu kapsamında değerlendirilmesi ve taşınır mallara uygulanan cezanın uygulanmaması gerektiğini belirtmiştir. Kararı aşağıda bilginize sunuyoruz:

 

T.C.
YARGITAY
13. CEZA DAİRESİ
ESAS NO: 2016/2155
KARAR NO: 2017/10403
KARAR TARİHİ: 10.10.2017

ONLİNE OYUN KARAKTERİNİN ÇALINMASI – EKONOMİK DEĞER TAŞISA DA VERİNİN TAŞINIR MAL HALİNE GELMEYECEĞİ – TCK 244/4 MADDESİNDE BELİRTİLEN SUÇUN OLUŞTUĞU

ÖZET: Verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilip, bundan da yarar sağlanmasının; ekonomik değer taşısa dahi veriyi taşınır mal haline getirmeyeceği, bu itibarla; suçun sübutu halinde eylemin, TCK’nın 244/4. maddesindeki suçu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

1- Katılanın 23.10.2011 tarihinde … isimli oyunu oynarken bilgi ve rızası dışında e-posta adresine girilerek şifresinin ve e-posta adresinin değiştirildiğini ve oyun karakterlerinin çalındığını, karakterlerini çalan şahsın olaydan 10 dakika önce kendisine mesaj gönderdiğini, oyun içi iletişim sayesinde çalınan oyun karakterlerini … isimli şahsın satın aldığını beyan ettiği; dosya kapsamına göre olay günü sanığın babası adına kayıtlı ve fakat sanık tarafından kullanılan IP adresi üzerinden katılanın e-posta adresine erişimin sağlandığı sabit ise de sanığın savunmasında, katılana ait e-posta adresini … isimli oyunun hilelerinin ve kullanılmayan karakterlerinin paylaşıldığı forum sitesi olan http://www.o…hile.org isimli sitede gördüğünü ve sitede bulunan şifre ile giriş yaptığını, oyun karakterlerinin ise sitede bulunmadığını ve suçlamayı kabul etmediğini söylediği; 03.01.2014 tarihli bilirkişi raporunda bilgisayara format atıldığından e-posta adresinin çalınması dışında oyun karakterlerinin çalındığının net olarak tespit edilemediğinin belirtildiğinin anlaşılması karşısında; savunmada belirtilen hususlar da araştırılarak, oyun sitesinden suç tarihinde katılanın kullanıcı adı ve şifresi ile oyuna giriş yapılıp yapılmadığının sorularak, çalındığı iddia edilen oyun karakterine ait sanal eşyaların suç tarihinden itibaren … ve/veya kimin kullanımında olduğunun ve olaydan önce katılana mesaj gönderen kişinin kim olduğunun araştırılarak, yine talimat mahkemesinde beyanı alındığı sırada katılan tarafından dosyaya ibraz edilen CD içeriği ile tüm deliller birlikte değerlendirilip, gerektiğinde bilişim suçlarından anlayan tercihen bilgisayar mühendisi bir bilirkişiden rapor da alınmak suretiyle, toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilmesi ile sonucuna göre tüm deliller çerçevesinde sanığın hukuksal durumunun tayini gerekirken, bu konularda kovuşturma genişletilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,

2- Kabule göre de;

a- Verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilip, bundan da yarar sağlanmasının; ekonomik değer taşısa dahi veriyi taşınır mal haline getirmeyeceği, bu itibarla; suçun sübutu halinde eylemin, 5237 sayılı TCK’nın 244/4. maddesindeki suçu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

b- Eylemin sübutu halinde tek suç oluşturacağı gözetilmeksizin, sanığın TCK’nın 142/2-e maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmesinin ardından, aynı yasanın 243. ve 244. maddeleri gereğince Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesi,

c- Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı ile sanık …’nın temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 10.10.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.  (Kaynak: kararara.com)

Objektif Dava Birleşmesi

Davacı davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemleri tek bir davada isteyebilir. Bu duruma doktrinde “Objektif Dava Birleşmesi” denilmektedir. Bu kurum HMK öncesi uygulamada mevcut olmasına rağmen ilk kez normatif temele HMK md. 110 ile kavuşmuştur. HMK’da davaların yığılması terimi kullanılmıştır. Kümülatif dava yığılması da denilmekte idi. Madde aşağıda sunulmaktadır:

 

HMK md. 110:

Davaların yığılması
(1) Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır.

 

Buna göre bu davaların her biri için ayrı ayrı karar verilmesi gerekmektedir. Bu ayrıca avukatlık ücreti bakımından da önemli hale gelmektedir. Her bir talep ayrı dava anlamına geldiğinden, hepsi bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmelidir. Buna ilişkin örnek birkaç kararı bilginize sunuyoruz:

 

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/6312 E., 2018/244 K. 

“Dava faydalı model ile tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve meni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesine rağmen faydalı model ile tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespit ve meni talebi yönünden davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemiştir. Oysa davacı taraf her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiş olup reddedilen bu istemlerin her biri için davalı yararına ayrı ayrı vekalet ücretinei takdir edilmesi gerekmektedir…”

 

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9943 E., 2014/14893 K. 

“Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı taraf her biri ayrı bir davaya konu olabilecek üç ayrı istemi tek bir dava içinde talep etmiştir. Davacının davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemleri tek bir davada isteyebilmesi mümkün olup bu duruma objektif dava birleşmesi denmektedir. Somu olayda tasarıma tecavüzün tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat olmak üzere üç ayrı dava açılmıştır. Mahkemece üç ayrı davanın reddine karar verilmiştir. Bu durum karşısında her bir dava için davalı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre vekalet ücretine hükmedilmelidir”.